Mittwoch, 8. September 2010

Trend-free!

Yeni sezon için moda dergilerinde editörler, teker teker trendlerin ne olduğunu sıralıyorlar ya, buna birinin bir 'dur' demesi gerektiğini düşünüyorum. Bilmiyorum siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

 Her sezon 'Bu parçalar dolabınızda olmazsa olmaz!' düşüncesi okuyucuya iletilmeye çalışıldığından dolayı  önüne gelen yakışsa da yakışmasa da, stiline uyup uymadığını düşünmeden bir militer ceket bir deri pantolon vs. sahibi olma peşinde. Modanın böyle trendlerle, kalıplarla sınırlandıkça oldukça sıkıcı bir hal aldığı kesin. Ha tabii şöyle de acı bir gerçek var ki dergilerin ayakta durabilmeleri tasarımcıların ürünlerini ne kadar 'sattırabildikleri' ile maalesef doğru orantılı. =/
Tabii ki her sezon tasarımcıların koleksiyonlarının iyi bir 'göz'e sahip editörler tarafından özetlenmeye bir ihtiyacı var; çünkü ne kadar modayla ilgili olursak olalım her sezon yüzlerce markanın en az 35-40 kombinasyondan oluşan koleksiyonunu teker teker izleme imkanımız, zamanımız yok! 
Ama 'sezonun olmazsa olmazları', 'dolabınızda bu sezon mutlaka bulunması gerekenler' adıyla l0 maddelik listeler görünce benim dergiyi okuma hevesim kaçıyor. Çünkü kalıba sokmaya çalışan, sıkıcı bir hal alıyor o listelerle dergiler! Dergi okurken de bu listelerin olduğu sayfaları hızla geçip, moda dergisini gerçek anlamda 'moda dergisi' yapan, tüm sezonun özetini görsel bir öykü halinde bizlere sunup, o sezonun 'kendi'miz için olmazsa olmaz parçaların neler olduğuna bizlerin karar vermesine olanak sağlayan çekimlere tüm dikkatimi veriyorum. Bir de styling'i yetenekli ellerden geçmiş olan çekimlere denk gelince. . İşte o zaman öyle listelere hiç ihtiyaç duyulmadığını anlayabiliyorsunuz. 
Başkası belki bu düşündüklerime tamamen karşı olabilir; ancak benim moda dergilerinden beklentim takipçilerini biraz daha 'özgür' bırakmaları...

Montag, 6. September 2010

Made by Acrobats!

          İtalyan Vogue'unun 'Alışveriş' ekinde rastladığım bir ayakkabı markası Acrobats of God.

                                                 
 Markanın adı oldukça dikkat çekici.
 Koleksiyonları ise incelenmeye değer cinsten, isimleri gibi  'ilgi çekici' ve farklı!
  
2010/11 Sonbahar-Kış


Hem seksi hem de oldukça rahat bir duruşu var hepsinin. Her biri sanki 'çabasız şıklığın' bir parçası olmak üzere tasarlanmış. Benim aralarından en çok beğendiğim ise '21' numara!






Sonntag, 5. September 2010

Remembering Keith Haring

Nicholas Kirkwood, 80'lerin pop sanatçısı Keith Haring'in çizimlerini kendi tasarımlarına taşımak üzere 'Keith Haring Vakfı' ile bir anlaşma yapmış ve ortaya bakmaya doyamayacağınız bir koleksiyon çıkmış. 'Keith Haring by Nicholas Kirkwood' adı verilen koleksiyon Şubat 2011'de tüm dünyada satışa çıkarılacak.


Freitag, 3. September 2010

Lady Gaga as the Statue of Liberty!

Merakla beklenen V dergisinin Eylül sayısı dün Amerika'da satışa sunuldu!


Sayının adı The New York Issue olarak belirlenmiş.  Kapağı da içeriğini yansıtır nitelikte oldukça eğlenceli ve ilham verici olmuş. (Yukarıdaki 4 farklı kapaktan bir tanesi). Lady Gaga Özgürlük Heykeli kılığında poz verirken, yanında da New York'un moda ilahı Marc Jacobs oturmakta. 
Alışıldık V logosu da bu sayıda rengarenk bir hale getirilmiş. Çiğnenmiş bir sürü sakız bir araya getirelerek bir V yapılmış. Bu tasarım da Dan Colen'a ait.



Vogue Pin-up!

August 1939
Autumn Forecast issue-Furs and hats.

İngiliz Vogue'unun Ağustos 1939 sayısı! Kapağındaki pin-up resme bayıldım.

Lanvin loves H&M

H&M 'in yeni sezon için hangi tasarımcıyla işbirliği yapacağı sonunda kesinleşti: LANVIN!
                                    

Daha önce deViktor&Rolf, Jimmy Choo, Sonia Rykiel ve Karl Lagarfeld gibi isimlerin H&M için hazırladığı koleksiyonların parçaları mağazalarda adeta kapışılmıştı.


 Alber Elbaz'ın tasarımlarının da aynı ilgiyi göreceği kesin.  

Donnerstag, 2. September 2010

The mag of my dreams!

Moda dergilerine bakmaktan kendini alamayan bir insansanız ve yolunuz New York'a düşmüşse eğer, Manhattan'da 34.sokakta bulunan Magazine Cafe'ye mutlaka uğramalısınız.



 İşletmecilerinin dünyanın her bir yanından dergiler topladığı ve hala da yeni dergiler keşfetmeye çalıştığı bir dergi dükkanı Magazine Cafe. Ve evet, sadece dergi satıyorlar; yüzlerce, binlerce dergi.

Ama bu cafe'yi bu kadar sevmiş olmamın asıl sebebi ise aldığımdan beri gözlerimi 'dinlendirmek' için elime alıp kendimi saatlerce resimlerine bakmaktan alıkoyamadığım, rüya gibi bir dergi olan Lula'dır.



 Çekimleriyle, röportajlarıyla bam-baş-ka bir dergi Lula! Derginin formatı bile diğerlerninden çok farklı; sanki her röportaj her moda çekimi bir çerçeve içinde sunulmuş okuyucuya.





Gözde moda dergilerinin aksine sayfalarına binlerce ürünü sığdırmaya çalışmamışlar. Öyle bir karmaşa yok yani sayfalarında.  Bu yüzden de insana zevkle okutuyor kendini.
 Çekimleri zaten kelimenin tam anlamıyla 'rüya ' gibi. Denk gelirseniz elinize alın ve sayfalarını karıştırın, eminim sizi de içine çekecektir.