Donnerstag, 17. März 2011

Knowledge comes first!


Coco Chanel...Rüya gibi bir hayat... 
Alfonso Signorini'nin kaleme aldığı modanın kraliçesi Coco Chanel'in hayatını Türkçe okumak isteyenler için Turkuaz Yayınları'ndan yeni çıkmış bir kitap. Kkısa süre içinde alıp okumaya başlamayı düşünüyorum. 


İnternetten sipariş etmeyi düşündüğüm bir başka kitap da (coffee book desek daha doğru olur) son yıllarda etkisini iyiden iyiye hissettiren Minimalizm'i ve modayı ele alan bir kitap. Elyssa Dimant'ın yazarlığını üstlendiği kitap, 'Minimalism and Fashion: Reduction in the Postmodern Era', minimalizmim modadaki etkisini inceleyen piyasadaki tek kitap. Amazon'dan sipariş etmek mümkün. 


Dört gözle beklediğim bir diğer basılı yayın ise 'Vogue Paris'in Nisan sayısı! Neden mi? Carine Roitfeld'in yerini alan Emmanuelle Alt'ın baş editörlüğünü yaptığı ilk sayı Nisan sayısı olacak çünkü. Merakla bekliyoruz!

Samstag, 12. März 2011

Uniqueness

Takıların, çantaların,ve kıyafetlerin kişiselleştirilerek sadece 'sana' özgü olduğunu bilme duygusu en özendiğim duygulardan birisi. Daha önce Shakespeare'in sonelerinden birinin dizelerinin yüzüğe işlendiği bir fotoğraf paylaşmıştım. İşte aynı buna benzer şekilde gömleklerin arkasına veya deri çantaların ön yüzüne işlenen ad ve soyadın baş harfleri gibi bu objelerin sadece size özel ve tek olduğunu bilmek çevremden de gözlediğim kadarıyla onları bir süre sonra bir parçanızmış gibi sahiplenmenize sebep oluyor ve bunu takiben dolabınızın 'klasik'lerinden olmaya başlıyorlar. Bu kişiselleştirilmiş aksesuarlardan son gözdem ise İtalyan asıllı bir marka olan Anthracite'e ait. Hem kadınlara hem de erkeklere özel yüzük, kolye ve bileklikleri istediğiniz şekilde kişiselleştirmenize olanak sağlamış bir marka Anthracite. Özellikle bileği saran uzun gümüş kelepçe bilezikler benim favorim. Çok sevdiğim şarkılardan birininin sözlerini de üzerine yazdırtırırsam kolumdan hiç çıkarmayacağıma eminim. (Hep bana hep bana demeyi bırakıp şöyle bir düşününce, mükemmel de bir hediye değil mi? Hayat boyu saklanılacak ve unutulmayacak türden hem de.)

        






Mittwoch, 9. März 2011

Who needs gloves??


Kelimenin tam anlamıyla gördüğümde 'şok' oldum! Muazzam bir fikir değil mi? Evet, kırmızı olması belki biraz ürkütücü gözükse de, tam bir eldiven şeklinde, dikkatlice boyanmış olması görenlere illüzyon yaşatacak cinsten! Yalnız üste başa bulaşmaması için nasıl bir çözüm bulunmuştur, onu sormak lazım... 

Montag, 7. März 2011

Like a Breath of Fresh Air

San Francisco doğumlu Caitlin Bellah'ın fotoğrafları an itibariyle favorilerimin arasına girmiş durumda! Üstelik kendisi daha 22 yaşında! Bu yaştayken ortaya böyle güzel kareler çıkarabiliyorsa gelecekte adından fazlaca söz ettireceği kesin. Masalsı, yumuşak tonlardaki fotoğraflarıyla kendisini LuLa'nın anlaşmalı fotoğrafçılarından birisi olarak hayal etsem de, kendisi çoktan çıtasını yükseltmiş durumda. (Çalıştığı dergiler arasında Teen Vogue da yer alıyor.) En beğendiklerimi aşağıda paylaştım, mümkünse odamda da beyaz, büyüklü küçüklü ahşap çerçeveler içerisinde Caitlin Bellah'ın bu masalsı dünyaya ait fotoğraflarından oluşan bir köşe istiyorum.







Sonntag, 6. März 2011

Sunday's desert


Kola iki kere dolanarak takılan saatlere olan hayranlığım Hermes'in deri kayışlı efsanevi saatiyle başlamıştı. Şimdi de Swatch karşı konulamaz güzellikteki renklerde çift kayışlı saatlerini piyasaya sürmüş. Pastel renkte olduklarından da hepsi insana baharı çağrıştıran cinsten. Pembesinde gözüm var.
Fiyatları da $50.

Mittwoch, 2. März 2011

Fanny packs? Well..Uh.. Nay!

Bel çantalarından heeep nefret etmişimdir. Bana hep tatil beldelerinde gördüğüm kayboluruz korkusuyla birbirine yapışık gezen turist ailelerden anne babanın beline sıkıca bağladığı 'çirkin görünümlü' çantaları hatırlatır:/ Genelde de hep böyle eşantiyon niyetine bir firmanın hediye ettiği türden olurlar, ön yüzünde firmanın adı yazar, harfler hafif siliktir filan...Yani karşıdakine verdiği tek bir mesaj vardır, o da; 'Gel de çal bakalım' dır. Böyle bir sinir bozucu, karşıdakine hırsız muamelesi yapan türden çantalar olduğundan bel çantalarını hep itici bulmuşumdur. (Uzun saplı, çapraz takılan çantalar ne güne duruyor?)
Gelgelelim Dolce&Gabbana'nın 2011 sonbahar kış koleksiyonlunda bel çantalarına yer verilmiş. Görür görmez içimden "Ah be, yapmayın!" demedim değil; ama şöyle bir kaç kere daha bakınca sanki biraz ısındım gibi:/ Bir yandan da Sex and the City'nin üçüncüsünde (Bu arada Carrie rolünü Blake Lively'nin oynama ihtimali olduğunu biliyor muydunuz?) dörtlü yeniden uzakdoğuya, veya başka bir yere turist olarak gitse bir sahnede mutlaka bu çanta kullanılır diye düşünmekten de kendimi alamıyorum. 
(Ahh...Önyargılarrrrr!)




Condemning censorship in Turkey

Aklıma gelen başıma geldi, YouTube'dan sonra Blogspot'a da erişim ülkemizde resmi olarak yasaklanmış oldu. Sırada ne var diye düşünüp tahmin yürüterek arkadaşlarla aramızda traji komik bir muhabbet süregelmekte. Daha nereye kadar gider bilmem; (gün gelecek kapıları çalıp bilgisayarlarımıza mühür koyacaklar diye korkmuyor değilim) (... bir dakika...bunu da yaptılar?!) ama artık bir kaç kişi uğruna körü körüne mlyonlarca kullanıcının hakkının hiçe sayılmasını bu kullanıcılardan biri olarak benim de öfkeyle karşıladığımı belirtmek istedim. Elden ne gelir, susup oturalım bari konumuna getiriliyor olmaktan bıktığımdan dolayı da evimdeki Digiturk üyeliğini de iptal ettirdim.
Digiturk'e kocaman öpücüklerimi yolluyorum!